Anasayfa -- Sağlık & Güzellik

Sağlık Güzellik

Yükselen trend medikal turizm

E-posta Yazdır PDF

Dünyada 100 milyar dolarlık medikal turizm pastasından Türkiye’de büyük pay almak istiyor. Türkiye’ye 2010’da büyük bölümü göz ve diş için olmak üzere 110 bin kişi geldiğini söyleyen Selin Yıldırım Peker, “Türkiye’de artık bu sektörde ön plana çıkıyor” diyor. Sağlık turizmi dünyada yükselen bir trend. Bu trend medikal turizm, tıp turizmi olarak da adlandırılıyor. Dünyada yılda 22 milyon kişinin sadece sağlık amacıyla seyahat ettiği biliniyor. Normal bir turistin ortalama 650 dolar harcamasına karşılık sağlık turistinin 2500 dolar harcama yaptığı söyleniyor. Bu sektörün büyüklüğünün 2012 yılında 100 milyar doları bulacağı (Deloitte, Global Survey Care Consumers 2010) işaret ediliyor. Bu büyük pastayı 30’a yakın ülke paylaşıyormuş ama ABD, Hindistan, Tayland, Malezya, Singapur gibi ülkeler öne çıkmış durumda. Örneğin, Singapur 2012 yılında 1 milyon hasta çekmeyi ve 1,8 milyar dolar gelir elde etmeyi planlıyor. Hindistan’ın 2012 yılında 2 milyar dolar sağlık turizminden gelir elde edeceği tahmin ediliyor. * * * Türkiye’ye de sağlık turizmi çerçevesinde 2008’de 40 değişik ülkeden 74 bin civarında kişi gelirken bu sayı 2010’da 110 bine yükselmiş. Bu hastaların gelişine bakılırsa göz ve diş branşları ilk iki sırayı paylaşıyor. Bu konuya meraklı olanlar Türkiye’de Prof. Dr. Nevzat Aypek’in meslektaşlarıyla birlikte 2011 Mart ayında yaptığı “Türkiye’de Medikal Turizmin Geleceği” isimli araştırmasını okumalarını tavsiye ederim. Ben de bu konuda Dünya Göz Hastaneler Grubu İcra Kurulu Üyesi ve Strateji ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Selin Yıldırım Peker ile sohbet ettim. Yıldırım Peker, aynı zamanda Türkiye Medikal Sağlık Turizmini Geliştirme Konseyi’nin (THTDC) Başkanlığını yapıyor. “İnsanlar artık tedavi alırken aynı anda gezmek istiyor. Tedavi ve hizmetlerin çeşitli ülkelerdeki maliyeti kıyaslandığında Hindistan, Tayland ve Singapur ile birlikte artık Türkiye de ön plana çıkıyor. Geçen yıl 107 ülkeden 30 bine yakın kişi Türkiye’ye gelip bizim grupta tedavi oldu” diyor. * * * 1996'da faaliyete geçen Dünya Göz Hastaneler Grubu Türkiye ve Türkiye dışında 16 merkezde sağlık hizmeti veriyor. Türkiye dışında Amsterdam, Köln, Londra, 3 noktada ön muayene teşhis şubeleri olan grup bir süre önce Frankfurt’ta yaklaşık 7 milyon Euroluk yatırım ile bir hastane açtı. 4’ü hekim olmak üzere 20 kişilik bir personel ile hizmete giren hastanenin resmi açılışı Nisan ayında siyaset, ekonomi, sanat ve tıp dünyasından seçkin kişilerin katılımıyla yapılacak. “Avrupa’daki şubelerimiz ön teşhis yapıp hastayı ameliyat için Türkiye’ye gönderiyordu. Frankfurt cerrahi merkezimiz ile her türlü göz ameliyatlarını yaptığımız ilk kliniğimizi Almanya’da açarak, Avrupa’ya açılımın ilk adımını attık. Frankfurt'ta devlet veya özel sağlık sigortalı herkese bakılıyor” diyen Yıldırım Peker, Almanya’da üç kentte daha hastane açmak için çalışma yaptığını söylüyor . * * * Marmaris’te 200 yataklı, dört yıldızlı Sesin Oteli’nin sahibi turizmci bir aileden gelen Selin Yıldırım Peker, Bilkent Üniversitesi’nde Turizm ve Otel Yönetimi, Newport Üniversitesi’nde de İşletme Eğitimi’nden sonra 11 yıl turizm dalında çalışmış. İstanbul Swiss Oteli’nde Uluslararası Kongreler Satış Müdürlüğü, Turizm Bakanlığı’nda Türkiye’nin Almanya, Rusya ve İngiltere’de Tanıtımı Projesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü yapan Yıldırım Peker, 2003 Mart ayından sonra dünyanın üçüncü büyük insan kaynakları ABDli Manpower’ın Türkiye’ye gelişini sağlamış. Şirketin tüm stratejisini oluşturan Yıldırım Peker, kısa sürede gösterdiği performans nedeniyle insan kaynakları EMEA Bölgesi Üstün Başarı Ödülü almış. * * * Kuruluş yılından itibaren Dünya Göz Hastaneler Grubu’na danışmanlık yapan Yıldırım Peker 2005 yılından sonra da şu anki görevini üstlenmiş. Müthiş iş odaklı bir kişiliğe sahip olduğu apaçık belli olan Yıldırım Peker’in katılımıyla da grupta hızlı büyümeye başlamış. “Dünya Göz” markası da “Dünyanın gözü bizde olsun, Dünyanın Gözü’ne biz bakalım” düşüncesiyle konulmuş. “Grubumuz bu konuda iddialı” diyen Yıldırım Peker hemen ekliyor. “Sırada Londra, Kiev, Oslo ve Moskova var.” Zaten sabah İstanbul’dan gelen Yıldırım Peker, personeliyle yaptığı toplantı, birkaç iş görüşmesi ve sohbetimizden hemen sonra da Londra’ya gitti. * * * Evli, Aslı Melike ve Zeynep Ece isimli 5 yaşlarında ikiz kızları olan Yıldırım Peker müthiş bir uluslar arası iş trafiği içinde. Çalışan bir anne olarak iş dışındaki tüm zamanlarını ikizleri ve eşi ile geçirdiğini söyleyen adrenalin yüksek olduğu sporları sevdiğini söylüyor. Dalmayı, kayak yapmayı, hatta cross motosiklete bindiğini söyleyen Yıldırım Peker’e bu kadar enerjiyi nasıl depoladığının sırrını soruyorum. Kısaca “Meditasyon ve yoga” diyor. * * * Geçen yıl 25-28 Ekim günleri ABD’nin Chicago kentinde Marriott Renaissance Schaumburg Convention Center’de yapılan Dünya Medikal Turizm Kongresi ve Fuarı yapılmıştı. Bu fuarda Dünya Göz Hastaneler Grubu, branş hastaneciliği ve sağlık turizmindeki başarı nedeniyle ödüle layık görülmüştü. Bu kongrede iki ayrı konuşma yapan Yıldırım Peker de Amerikan Medikal Turizm Derneği’nin yayın organı Medical Tourism Magazine tarafından medikal turizminin gelişmesi için yaptığı çalışmalar nedeniyle “Sağlık Turizminde Inovasyon” ödülü almıştı. * * * Yıldırım Peker’e gözlerimiz ile ilgili düşüncelerini soruyorum. “Gözler kendini yenilemeyen en önemli organlarımızdandır. Gözlerimiz sağlıklı değilse her şeyi gözden kaçırırız. Örneğin sevdiklerimizin sevgi pırıltılarını gözlerinden okuyamayız. Onun için göz sağlığımıza da son derece önem vermeliyiz” diyerek hem tıbbi hem de edebi bir cevap veriyor. Halit ÇELİKBUDAK
Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Ocak 2012 17:53 )
 

Amerika ya gitme devri bitti, Methodist, Türkiye yolunda

E-posta Yazdır PDF

Turgut Özal'ın ameliyatıyla Türk kamuoyunun tanıdığı ABD'li sağlık devi Methodist, Sağlık Bakanlığı'nın projelendirdiği sağlık kampuslarına katılmayı planlıyor. Grup, üst düzey bir yöneticisini projeleri incelemek üzere Türkiye'ye gönderdi SAĞLIK Bakanlığı'nın kamu-özel ortaklığı projeleriyle hayata geçirilmeye başlanan 'sağlık kentleri', dünyanın tıp devlerinin gözünü de Türkiye'ye çevirdi. İstanbul İkitelli Sağlık Kampusu ve Ankara'daki kampuslarla ilgilenen ABD'li Methodist Sağlık Grubu'nun üst düzey bir yetkilisi Türkiye'ye gelerek incelemelerde bulundu. Sağlık kampuslarının ihalelerinde hukuksal danışmanlık hizmeti veren Fora & Şanlı Hukuk şirketinin ortaklarından Banu Fora, 'Methodist üst düzey yetkilisini Türkiye'ye göndererek entegre sağlık kampuslarıyla ilgilenmeye başladı. Methodist'in bu ilgisiyle; Harvard Clinic, Cleveland Clinic ve Mayo Clinic gibi markaların da Türkiye'ye gelmesi sürpriz olmayacak. Hepsiyle görüşmelerimiz sürüyor' diye konuştu. SAĞLIK DEVLERİNE DAVET Uluslararası hukuk şirketi McDermott Will & Emery LLP ile Türkiye'de sağlık sektöründe birleşmeler ve satın almalar konusunda işbirliği anlaşması yaptıklarını söyleyen Avukat Fora, bu işbirliğiyle dünya sağlık devlerini Türkiye'ye getirmeyi planladıklarını ifade etti. Fora, 'İstanbul İkitelli Projesi kapsamında Emsaş'ın pilot ortak olarak yer aldığı grupla çalışıyoruz. Ali Rıza Arslan ile birlikte bir anlamda projeyi başından itibaren yapılandırıyoruz. Tıpta, çok iyi teşhis ve tedavi hizmeti veren kaliteli hastanelerimiz var ama dünya çapında tanınmıyor. Oysa önemli bir sağlık grubunun ismini koymak bile Ortadoğu'dan başlayarak birçok ülkeden hasta gelişini kolaylaştıracak. Neden bu insanlar Türkiye'ye gelmesin' diye konuştu. BAKAN'LA GÖRÜŞECEKLER McDermott'ın ortağı ve Uluslararası Sağlık Birleşmeleri ve Satın Almalarından Sorumlu Başkanı John Callahan da, ABD'deki büyük sağlık gruplarının bu yıl vizyonlarını dünyaya yayılmak olarak belirlediklerini, Türkiye'nin de önemli bir alternatif olmasını istediklerini ifade etti. Fora ve Callahan, dünya devlerinin İkitelli Sağlık Kampusu'na olan ilgileri ile ilgili stratejilerini Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile de paylaşacak. Bu arada iddialara göre, Türkiye'deki yerli banka yöneticileriyle bir toplantı yapan Bakan Akdağ, 'Sağlık kampuslarında yerel kaynak olmalı, sizin fonlamanızı isterim' diyerek, davette bulundu. İkitelli, 3 milyar dolara mal olacak 8 dal hastanesinin içinde yer aldığı İstanbul İkitelli Entegre Sağlık Kampusu, yaklaşık 3 milyar dolara mal olacak. 27 Ocak 2012 tarihinde yapılacak ihaleye katılacak 5 konsorsiyum şunlar: - A ve B gayrimenkul Geliştirme - Samsung C&T Corporation - Ünal Akpınar İnşaat - Emsaş İnşaat - PBK Architects Inc. - Ascension Group Architects L.P. - Forcimsa Empresa Constructora, S.A. - Sürat Bilişim - May Eczane İş Ortaklığı - Ic İçtaş İnşaat - Techint Compagnia Tecnica Internazionale S.P.A. İş Ortaklığı - Türkerler İnşaat - Güriş İnşaat Mühendislik A.Ş. - Salini Construttori S.p.A İş Ortaklığı - YDA İnşaat - Inso Sistemi Per le Infrastrutture Sociali S.P.A. İş Ortaklığı Kazanan firma, kendisine tahsis edilen arazide yürüteceği 3 yıllık inşaat süresinin ardından tüm donanım ve cihazlarıyla hazır hastaneyi Sağlık Bakanlığı'na teslim edecek. 25 yıl boyunca klinik alanlar hariç; tetkik ve teşhis, otel, yemek, otopark gibi diğer alanları işletecek. Özal'ın arzusuydu Kalp rahatsızlığı geçiren merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 1987 yılında ABD'nin Houston eyaletindeki Methodist Hastanesi'nde by-pass ameliyatı olmuştu. Ünlü kalp cerrahı Michael DeBakey tarafından sağlığına kavuşturulan Özal, hastaneden çok etkilenmiş ve Türkiye'de de böyle bir hastane açılması arzusunu dile getirmişti. İstanbul'da 3 dev sağlık kompleksi İstanbul'da toplam 6307 yataklı dev 3 sağlık kompleksi yapılacak. İkitelli 2 bin 682, Süreyyapaşa 2 bin ve Bakırköy bin 625 yatağa sahip olacak. Türkan YILMAZER
Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Ocak 2012 17:53 )
 

Bakan, 12 Eylül kafasıyla konuşuyor. TTB, Sağlıkta dönüşüme niçin karşı?

E-posta Yazdır PDF

Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın bazı hocaları, 'Muayenehaneleri var ama sosyalizmden bahsediyorlar. Sevsinler sosyalizminizi!' sözleriyle eleştirmesi, Türk Tabipleri Birliği'ni (TTB) , 'Siyaset yapıyorlar. Doktorların tümünü temsil etmiyorlar' diyerek suçlamasına yanıt gecikmedi. TTB Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu, 'TTB'nin 11 kişilik yönetiminde muayenehanesi olan bir kişi bile yoktur. Bakan, sağlık politikalarınki yanlışların görülmemesi için suçu hekimlere atmaya çalışıyor, bizi siyaset yapmakla suçluyor. Bu, 12 Eylül kafasıdır!' dedi.  HEKİMİN RUHU EMİLDİ TTB siyaset mi yapıyor, sağlık politikalarının düzelmesi için mi uğraşıyor? Hekimlik bir vicdan ve mesleki disiplindir. 1985 yılında TTB'nin Başkanı Prof. Dr. Nusret Fişek... Sağlık Bakanlığı müsteşarlığı yapmış bir isimdi. İkinci Başkan Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu idi. Hekimlerin zorunlu hizmetten ücretlere kadar birçok sorunu varken TTB heyeti Cumhurbaşkanı'na, 'Yaşam hakkını savunan hekimlik ölüm cezasına karşı çıkmayı gerektirir' diyerek mektup yolladı. Kenan Evren dedi ki, 'Hekimlere bayrağın ucundan tut desen, kaç para diye sorarlar.' Bugünkü kafa da aynıdır. 'Siyaset yapıyorlar' diye söylemeye çalıştığı, iktidarın uygulamalarına karşı çıkmak. Hekimler mutsuz diyorsunuz. Neden? Hükümet kritik noktayı buldu. Hekimlere, sağlık çalışanlarına yüklen, onları suçlu göster, vatandaş nezdinde buradan puan topla. SGK yetkilisi bile, 'Artık hekimleri daha yakından takip edeceğiz' diyebiliyor. İçişleri Bakanlığı raporuna göre yolsuzluğun en fazla olduğu alan sağlık. İktidardasınız 9 yıldır. Kurduğunuz sistem yolsuzluğu arttıran, nitelikli sağlık hizmetini ortadan kaldıran, sağlık çalışanlarının ruhunu emen bir sistem. Sağlık Bakanlığı sağlık çalışanlarının ruhunu emmiştir ve hekimleri kaybetmiştir.  KAR ODAKLI SİSTEM  TTB, 'Sağlıkta dönüşüme'  niçin karşı? Sağlık sistemi o kadar kötü bir hale getirilmişti ki, yapılan en ufak değişiklik büyük bir iyileştirme olarak sunuldu. Hastayı müşteri olarak gören, hekim emeğini ucuzlatan, kar odaklı bir sistem yaratıldı. Kamu Hastane Birlikleri ile tüm kurumlar birbiriyle rekabete girecek. Hastaneler A, B, C, D diye sınıflandırılacak. Sadece parası olan iyi hastaneye gidebilecek. Kar getirmeyen hastalar tedavi edilmeyecek, başka yerlere sevk edilecek. Genel Sağlık Sigortası ile primini ödeyemeyen vatandaş aciller dışında sağlık hizmeti alamayacak. Seçim öncesi dağıtılan Yeşil Kartların yarısı iptal edilecek. Eczanelerden üç ilaçtan fazla her kutu için 1 lira alınacak. Biz bunları, başında görüp söylemiştik. Bakan'ın yansıtmaya çalıştığı gibi eski sistemi, muayenehaneciliği savunmuyoruz. MUAYENE SÜRESİ KISALDI Yapılan iyi iş yok mu hiç? Bakan'ın 'Özgün bir Türk modeli yarattık' dediği sistem şu hale geldi, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü '3 başvurudan biri acillere oluyor' dedi. İnsanlar polikliniklerde mutlu değil ki acile gidiyor. Bakan'ın küçümsediği o katkı payını vermemek için acile gidiyorlar. Vatandaşın memnun olduğu konular var tabii ama Bakan diyor ki özelleştirmeden yana olsak özel hastanelere doktor kotası uygulamayız. Çünkü uluslararası sermayenin gözü onlarda değil dev kamu hastanelerinde. Bakan'ın söylediği gibi muayene süresi 4 dakikadan 9 dakikaya çıkmadı. Cumhuriyet Üniversitesi'nin Kardiyoloji Bölümü'nde 6, Üsküdar Devlet Hastanesi'nin Çocuk Bölümü'nde 5 dakika. MEMNUNİYET SORUSU MÜŞTERİYE SORULUR Bakan'ın 'Sevsinler sosyalizmini!' sözünü nasıl karşıladınız? Çocuğu bile gemi sahibi olanların yoksullardan bahsettiği bir ülkede muayenehanesi olan bir hekimin sosyalizmden bahsetmesinde bir gariplik göremiyorum.  TTB'ye serbest çalışan hekimlerin üye olması zorunlu, diğerlerinin değil. Bakan bu yüzden tüm doktorları temsil etmediğinizi söylüyor.  Zorunlu olmayan üyeliği, hekimler bir araya gelmesin diye 12 Eylül getirdi. Bakan, iktidar, 12 Eylül'ün savunduklarını savunuyor bugün. Türkiye'de hekimler iki dönemi aynı ruh haliyle anıyorlar; biri Kenan Evren dönemi, diğeri Tayyip Erdoğan dönemi... TTB ekip hizmeti olarak gördüğü sağlık hizmetini beraber ürettiği arkadaşları ve onların örgütleriyle eşit ilişkiler kurar. Anlaşılan Sağlık Bakanı bu bir araya gelmeden rahatsız ve bunu bozmak için ucuz bir taktiğe başvurup 'TTB sağlıkçıların ağababası değil' diyor.  Bakanlık hastaya 'Doktorunuzdan memnun kaldınız mı?' diye soracak.      Sonuç ne olur? Bakanlığın izlediği politikalar sonucu iş şu noktaya geldi; vatandaş sağlık hizmeti talebiyle gelmiyor,  tüketici talebiyle geliyor. 'Bana MR, ultrason, şu ilacı yaz; şu kadar rapor ver' diyor. Tetkiki hasta değil, doktor ister! Hekimin aklındaki tek soru, 'Karşımdaki kişi ve toplumun sağlığı yararına ne yapmalıyım?' olmalıdır. Hekim hastayı memnun etmeyi öncelerse onu müşteri olarak görürse bu ilke ortadan kalkar ve kaybeden hasta olur. Sağlık Bakanı vatandaşı bir müşteri olarak görüyor, tüketici memnuniyetini odak alıyor. Hekim-hasta ilişkisi güvene dayalıdır. Sağlık Bakanlığı'nın hekimlerin sağlıklı koşullarda çalışması için gereken dinginliği onlara sağlaması gerekir. Puanlara endekslenmiş bir hayat dayatılırsa hekimler puan toplar, insanlar sağlığını kaybeder.  Özlem Akarsu Çelik
Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Ocak 2012 17:53 )
 

Bakanlık, sahte sağlık görevlisine karşı uyardı

E-posta Yazdır PDF

Sağlık Bakanlığı, kendisini Evde Sağlık Hizmeti görevlisi olarak tanıtan dolandırıcılara karşı vatandaşları uyardı. Bazı özel firma veya şahısların, evde bakım hizmeti alan hasta veya yakınlarını telefonla arayarak ya da kapıya gelerek Sağlık Bakanlığı ve SGK görevlisiymiş gibi tıbbi cihaz, demirbaş malzeme satmaya çalıştıklarını belirten bakanlık, bu kişilere itibar edilmemesini istedi. Konuyla ilgili valiliklere yazı gönderen bakanlık, Evde Sağlık Hizmeti alan hasta ve yakınlarının kötü niyetli bu tür kişilere karşı dikkatli olması gerektiğini, söz konuşu dolandırıcılara karşı personel kimliği sorulması, kredi kartı şifresinin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Şüpheli durumlarda 155 Polis İhbar, 156 Jandarma İhbar ve ayrıca 184 SABİM telefonlarına ihbarda bulunma çağrısı yaptı.
Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Ocak 2012 17:53 )
 

İşte dakika dakika ideal bir gün

E-posta Yazdır PDF

Sağlıklı bir gün için 23’te yatıp 7.22’de kalkın İNGİLİZ The Sun gazetesi, sağlıklı bir gün için hangi saatte ne yapılması gerektiğini yazdı. Matthew Barbour’un haberine göre cinsel ilişkiye girmek için en ideal saat, uyandıktan hemen sonra, yaklaşık 7.30. Bilim adamları, sabah yapılan seksin adrenalin ve diğer hormonların salgılanmasını sağladığı ve bunların da uyanmaya yardımcı olacağını açıkladı. 13.30: Öğle yemeğini, saat 13.30’da yemek gerekir. Londra’daki St George’s Hastanesi’nde görevli şef diyetisyen Cath Collins “Öğle saatlerinde sindirme süreci en yüksek seviyeye ulaşır” dedi. 07.22: Uzmanlar, insan vücudunun 7-8 saat sonra kendiliğinden uyandığını açıklıyor. Ama Westminster Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre saat 5.22 ile 7.21 arasında uyananlar stres hormonu kortisolü daha fazla salgılıyor. Saat 7.22’de uyanmak kalp krizi riskini azaltır. 08.10: Avustralyalı bilim adamları, kahvaltı yapmak için en ideal saatin, uyandıktan bir saat sonra olduğunu açıkladı. Araştırmayı yürüten Brett Harper “Eğer kahvaltı erken yapılırsa mide yemeği sindiremez” dedi. 09.00: Galler Üniversitesi’nde görevli Profesör Simon Folkard, uyandıktan iki saat sonra insan bünyesinin en uyanık seviyeye ulaştığını açıkladı. Folkard “Stres hormonu bu saatlerde en yüksek noktadadır, tansiyon da yükselmektedir. Bu sebeple bu saatlerde en zor işlerin üstesinden gelinebilir” dedi. 10.30: Vücutta enerji bu saatlerde azalır. Kendinize gelmek ve güçlenmek için meyve gibi besinler atıştırın. Az ve sık atıştırmak, üç ana öğün yemekten vücuda daha olumlu etkilerde bulunur. 14.16: Yapılan incelemelere göre, saat 14’ten sonra insanların konsantrasyonu azalıyor. Saat 14.16’da kahve içmek enerji sağlar. Fakat bu saatte içilen bir fincan kahve günün son kahvesi olmalıdır. 16.00: Tansiyonu düzenlemek için yoğurt yiyin. Yağsız yoğurt tercih edilmelidir. 17.00: Californialı bilim adamları, el-göz koordinasyonunun ve tepki sürecinin bu saatlerde tavan yaptığını açıkladı. Aynı zamanda bağışıklık sistemini zayıflatan kortisol hormonunun da en düşük olduğu seviye saat 17’dir. 19.00: Şarap içmek için en ideal saattir. Birçok vücut işlevi yavaşladığı için alkolün kanda dolaşması da yavaşlar. 19.30: Çok fazla yemek yemek tansiyonu yükseltip, sindirimi zorlaştırabilir. Bu sebeple ufak porsiyonlarla bu saatlerde yemek yenmelidir. 22.00: Daha rahat uyumak için vücut ısısının azalması gerekir. Banyodan serinlemiş çıkmak, uyumak için ideal ortam sağlar. 23.00: Stres hormonu bu saatte azalır ve vücut uyku sağlayan melatonin hormonu salgılar. Profesör Jim Horne “Karanlık ortamda uyumak kanseri engeller, melatonini artırır” diyerek, uyurken kitap okunmaması ve televizyon izlenmemesi gerektiğini söyledi.
Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Ocak 2012 17:53 )
 

Akdağ: 2 dişimi de berber çekti

E-posta Yazdır PDF

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, çocukken iki dişini diş hekimi yerine berberin çektiğini söyleyerek geçmişteki sağlık hizmetleriyle bugünkü hizmetleri karşılaştırdı. Sağlık Bakanlığı İletişim Koordinatörü Osman Güzelgöz’ün katkısıyla ilk sayısını çıkaran Sağlık&İnsan dergisinde Bakan Akdağ’ın ilginç açıklamaları yer aldı. “Doğumlarla ilgili o günkü sağlık şartlarıyla bugünkü şartlar arasında nasıl detaylar var? şeklindeki soruya Bakan Akdağ, “Tabii o zamanlar mahalle ebesi doğumu yaptırırdı. Yani usul oydu. Şöyle söyleyeyim sağlık şartları açısından; mesela ben çocukluğumda iki dişimi de berbere çektirmiştim. Hatta birinde çok ağır apse olmuştu. Enfeksiyon sebebiyle penisilin iğnesi yaptırmışlardı. Çok ağrılı bir iğneydi, hiç unutmuyorum. Hatırladığıma göre ilkokul çağındayım. Çünkü arka azı dişler onlar, o yaşlardan sonra değişiyor. Onun dışında biraz da ilk çocuk olmamızın da özelliğiyle ailem bana iyi bakmış. Babamın o zamanlar bize yakın bir mahallede bakkal dükkânı vardı. Beni çocuk doktoruna götürürlermiş para vererek, özel bir muayenehaneye götürürlermiş. Sağlık açısından hatırladığım bunlar. Eskiden çok önemli bir hastalık olmayınca doktora gidilmezdi. Sistem nasıldı tam olarak bilmiyorum. Doğrusu sağlık sistemini ben Tıp Fakültesine başladıktan sonra fark ettim, tanıdım ve öğrendim” diye cevapladı. İÇME BABACIĞIM ! Akdağ’ın üniversite yıllarında bir ay boyunca cebinde sigara taşıdığı da ortaya çıktı. “Babam maalesef sigara içerdi. 60 yaşlarındayken geçirdiği ağır bir enfarktüse kadar” diyen Akdağ, “Ben ona “İçme babacığım!” derdim, o da “40 yıllık arkadaşını insan bırakabilir mi?” derdi. Enfarktüs geçirdikten sonra şöyle dedi “Bu çok vefasız arkadaşmış, ben onu bırakmadım ama o beni bıraktı” diyerek bir anısını da anlattı. O zamanlar çevre illerden hastaların Erzurum’a akın ettiğini belirten Akdağ,” Erzurum, sadece Erzurumluların değil Ağrılıların, Karslıların, işte Erzincan, Bayburt, daha sonra Ardahan, Iğdır, bu gibi illerden gelen hastaların da akın ettiği bir yerdi. O zaman çevre illerde uzman doktor yok denecek kadar azdı. O zaman başka hiçbir şansı yoktu insanların. Bu bana hep çok ağır gelmiştir. ” diye konuştu. Gökhan KAYA
Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Ocak 2012 17:53 )
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 123